|
Ç E L İ Ş K İ L E R
Karşınızda birkaç gün önce sizinle sarmaş dolaş dost olan kişi bir çırpıda
suskunluğun içine gömülür. Siz se ne olduğundan habersiz ona aynı ilgiyi
sergiliyorsunuzdur hala.
Sevgiden söz edersiniz, hasretten, kendi yalnızlığınızdan dem vurursunuz hatta
ona ne kadar ihtiyacınız olduğundan...
Henüz kısacık telefon konuşmalarında ki ifadesiz sese anlam veremiyorsunuzdur.
Kendi sıcak sesiniz kendi içinizde soğur. Telefonu kapadıktan sonra
ruhunuzda bir sıyrıkla dolaşmaya başlarsınız ve VARSAYIMLAR dizilir sayfalarca.
Önceleri, onun sıkıntıda olduğunu, o an için konuşmak istemediğini
VARSAYARSINIZ.
Zaman kaybetmeden yeniden arayıp sorunları paylaşmak
istediğinizi söyleyerek dost yada sevgili olduğunuzu hatırlatma gereği
duyarsınız ama genellikle yanıt basmakalıp gelir karşıdan..
"NEREDEN ÇIKARDIN.DERDİM FİLAN YOK."
Bir süre sonra sevdiğiniz insanın kendi içinde çelişkiler yaşadığını
VARSAYARSINIZ..
Yalnız bırakmalısınıdır onu. Uzun süre aramamaya karar verirsiniz. Ama içiniz
içinizi yer ve
siz her an yüreğinizi kemiren bu duyguyla baş etmek zorunda kalırsınız. Öyle ki
kendinizi bu düşünceden uzaklaştırmayı başardığınızı sandığınız anlarda bile
yüreğinizde ki
siddetli sıkıntı
hep sizinledir. Kendinize "BEN NİYE BU KADAR SIKILIYORUM?" sorusunu
sorduğunuzda onun buz
kalıbı sesini duyarsınız. Zaman geçmek bilmez. Bir tesadüf gelip çalsa kapınızı
da onunla
karşılaşsanız ya da birileri sizi buluştursa ne iyi olacaktır. Araya zaman
yerleştikçe eliniz
telefonun ahizesi ile kavga etmeye başlar. Ve dayanamaz arasınız. İçinizde
umutla umutsuzluk
arası bir gel-git.. Parmaklarınız beyninizden komut almadan basar tuşlara.
Çalar telefon.. çalar çalar.. "Alo" diyen sıcacık sesini duyduğunuz da içiniz
ferahlar.
Ama yalan olduğunu hemen anlarsınız. O ses sizin sesinizi devreye girmeden önce
ki sestir.
"Benim" dersiniz ve arkası gelmez...
Susmak yada konuşmak artık işe yaramaz. Ipe sapa gelmeyen iki cümleden sonra
kapatırsınız telefonu.
Bu kez kendinizi sorgulamaya başlarsınız VARSAYIMLARIN içinde boğularak.
"BENİ SEVMİYOR" "BENDEN KAÇIYOR" "BEN.. BEN.. BEN.."
Acı çekmeye başlarsınız. Ne kadar güçlü olursanız olun onarmanız gereken
yaraların kanayan
varlığına engel olamazsınız. VARSAYIMLAR üzerine bağdaş kurup kendi
selametiniz için bir karar
vermek zorundasınızdır. Ama ne var ki sevdiğiniz insana toz kondurmak işinize gelmez.
Sanki onu gururunu kurtarmak sizi rahatlatacaktır.
"Hayır" dersiniz. Karşılıklı konuşmadan olmaz. Belki yanılıyorumdur. "Içinizde
güzel olan ne
kadar duygu varsa hepsini harekete geçirirsiniz. Onun sizin gözünüzde
küçülmesine tahammül
yoktur çünkü çabalarınız boşa gittiğine inanmak istemezsiniz. Oysa onun sizinle
görüşmemek için
o kadar çok nedeni vardır ki..
Ve nihayet bittiğini zaman anlatır size.. Uzun zaman geçmiştir aradan. Siz
budala hissedersiniz kendinizi, aşağılanmış, hiçlenmiş... Kalakalırsınız gerçeğin ortasında bir hıyar gibi. Hatta o
kadar kırık döküktür ki kendinizdeki değerler olanları kimseye anlatmaz
utanırsınız.
Benim en çok gücüme giden dost saydığımın yada sevdiğimin içten pazarlıklı
olduğunu anlamak
onun bana yaptığı değil sadece kendisinde ki değerleri mahvetmesini görmek çok
kötü bişey....
Bence insanlara insan oldukları için değer vermeliyiz. En başta kendimize..
"çünkü bizde bir
insanız" diyebilmek için...
Eminim ki bu çoğu insanın başına gelen bi olaydır. Gerçekten insan dışlanmış içinde bi eziklikle yaşıyor.
Yazarı Bilinmiyor
|